Ben şişkoyum, bildiğin şişko. Görenler boyum uzun diye pek anlamaz; irisin, boyun var derler Tartı da mı yalan söylüyor? Ben şimdi bir yola çıktım, yol hikayemi de seninle paylaşıyorum işte. Belki senin de bir yoldaşa ihtiyacın vardır. Belki sadece sağlıklı beslenmek istiyorsundur. Belki de çok sevdiğin kendi mutlu, görüntüsünden mutsuz bir başka şişko vardır :) Kim bilir?

23 Temmuz 2012 Pazartesi

Orada Yerinde Misin, Duruyor Duyuyor Musun? - Çok Sosyal Kişinin Dukan Halet-i Ruhiyesi

     Selamlar,

    Orada biri var mı? En azından blogumun ilk kayıtlı izleyicisi Fulya'nın beni dinliyor olacağını umuyorum :)

    Geçtiğimiz haftayı o konser senin, bu müze benim gezmekle geçirdim. Ehh sabahları da kalkıp işe gittim. Haliylen 'Sosyal ortamların gülü nasıl Dukan'a devam eder?' konulu tezimi yazdım, savunmasını yaptım ve 'Uzmanlık' ünvanımı aldım.
    1. One Love Festival 14- 15 Temmuz: Koskoca haftasonunu Santralİstanbul'da geçireceğim. Festival alanında yiyecek bir şeyler bulabilecek miyim? Hahahahh! Neden olmasın?
    13 Temmuz cuma gecesi  üniversiteden arkadaşım Merve şehir dışından beni ziyarete geldi. (Külliyen yalan! Festival coşkusuna katılmaya geldi.) Güzelyalı'dan bindiği denizotobüsü Merve'yi Kabataş'ta bırakınca, bize de akşam yemeğini Karaköy'de bir balıkçıda yemek farz oldu.
        İnce kıyılmış roka ve marul salatama zeytinyağı koydurmadım, sirke rica ettim. Ana yemeğim ise ızgara Ege Çipurası'ydı kiiii Kraliçe'lere layık. Merve'ye ayıp olmasın diye en bi küçüğünden rakı sipariş ettik. Ben de bardağıma 10 küp buz ile herhalde 1cc rakı koydum :)) Mezelerden de seyir dönemine yaraşır yoğurtlu semizotu, közlenmiş patlıcan (sirkeli) ve acılı ezmeyi tercih ettik. Yegane sıkıntım yağsız olmayan beyaz peynirdi diyebilirim. Ben ekmek yemediğim için 47 kglik arkadaşım Merve, bir oturuşta 2 sepet ekmek yediğini öğrenmiş oldu.
        Ertesi gün uyandığımız saate sabah demek pek doğru olmaz. Haliyle brunch tadında bir kahvaltı yaptık; light beyaz peynirli omlet, yulaf kepeği krebi, light kaşar peynir, Hindi füme. Artı olarak da misafirimin şerefine ilk Dukan usulü pancake denememi yaptım.
        Pancake yaparken çok çevik olmanız gerek yoksa hemencecik yanıveriyorlar, demedi demeyin!
        Saat 15:00 suları evden çıktık. Festival alanında Light Ice Tea ve sudan başka bir şey tüketemedim. Ancak cumartesi gecesi akşam yemeği yememezlik de etmedim. Eve dönüş yolunda Taksim'i ziyaret etmemek olmazdı. Ben de Dukan diyetine başladığımdan bu yana canımın fena halde çektiği ciğer ızgaranın yanında ayranla karnımı doyurdum.
        Pazar gününün kahvaltısını da yine brunch şeklinde dışarıda yaptık. Kadıköy İsis Cafe'de tavuklu roka salatası ile güne başladım. O gün havanın sıcaklığından mı yoksa Kadıköy'de herkesin elinde yalana, yalana bir külahla gezindiklerinden mi bilinmez, canım fena halde dondurma çekti. Light dondurma üretimini yıllardan beri devam ettirdiğini bildiğim Mado'ya attım kendimi. Vişneli dediler, nayır, nolamaz dedim. Vanilyalının besin değerleri de Dukan'a uymuyordu. Neden sonra son bir şans kakaoluyu istedim. Besin tablosuna baktım ve bingoooo! Yağ oranı beklenen düzeyde, tatlandırıcılı dondurmamı bulmuştum işte!
       Pazar gecesini ise evde geçirdiğimden sanırım şunu yedim, bunu yedim dememe gerek yok. :)

2. Sharon Jones&Dap Kings 17 Temmuz: İşten kendimi yollara dökerek, nasıl oldu da saat 7'de Beşiktaş'ta olmayı becerdim bilemiyorum. Ammavelakin trafiğe takılan arkadaşım Ozcadısı'nı beklerken bir şeyler yemeyi akıl etmediğimden akşam yemeği adı verilecek bir şeyi mideye indirdiğimi söyleyemeyeceğim. Konser alanına vardığımızda UNO'nun etkinlik sponsoru olduğunu öğrendik. Peynirli jambonlu, beyaz peynirli domatesli kanepeler hazırlamışlar. Allah affetsin, ekmeklerini yemeden 3 kanepe ile açlığımı giderdim. Light cola içtim. Konser çıkışında ise Ozcadısı'nın evinde kendime rafadan bir yumurta ile bir bardak sütü çok görmedim.

3.Sezen Aksu Akustik Band Harbiye Açıkhava Tiyatrosu 18 Temmuz: Bir diğer iş çıkışı kendimi Beşiktaş'a atma maceram. Bu sefer Üsküdar üzerinden deniz yoluyla Beşiktaş'a ulaştım. Harbiye'ye giderek arabayı otoparka bıraktıktan sonra Borsa Restaurant'a yöneldik. Saf mıyız neyiz, yer yoktu tabii ki! Biz de kendimizi Park Cafe'nin serin bahçesine attık. O gece ilk ciddi kaçamağımı gerçekleştirerek, light bira içtim. İçtim evet. Yanında da ızgara köfte yedim. Ama sorularımla garsonu çıldırtmak pahasına gerçekleştirdim bu eylemleri. 'Köftede ekmeğin oranı nedir?', 'Light bira getirirseniz bir besin değerlerine bakabilir miyim?' :)

4. Perşembe gecesi buluşması Jayaka ve Aycan'la akşam yemeği: Buluşma mekanımız Trump Towers altında açılmış olan yeni Midpoint. Benimse her öğle yemeğimi bugüne kadar Palladium alışveriş merkezinde yemiş olmamdan ötürü menüdeki ızgara balık, buğulama balık, ızgara tavuk kotam dolmuş taşmış. Kırmızı etlerin ızgaralarında bile olur olmaz soslar mevcut. Derken Aycan'ın tavsiyesi ile haşlanmış sebzeli dana eti sipariş ediyorum. Ne de iyi ediyorum! Ohh canıma minnet. Patatesleri ve havuçları ellemeden yeşil yapraklı sebzelerle, mis gibi dana etini mideye indiriyorum.

  Ammavelakin bu hafta bana bir şey daha öğretti. O da şu 'Kızım gezip tozarken zaten para saçıyorsun, bari hafta içi öğlenleri yemeğini evden götür'. Bu nedenle öğlen yanımda işyerime götürebileceğim tatlar peşine düştüm. İlk aklıma gelense köfte oldu. Hem de fazla fazla yaparak, buzdolabında saklayabilir ve yorgun olduğum zamanlarda da pratik hazırlayabileceğim bir yemeğim olmuş olur dedim.
 500 gr kıymaya 12 kaşık yulaf kepeği dışında soğan rendesi, maydanoz, yulaf kepeğinin tadını kırması için biraz kırmızı biber rendesi ( taze), kimyon, karabiber, kekik, tuz, pul biber ekledim. Yoğurdum, buzdolabında 2 saat beklettikten sonra da köfte şekillerini verdim. Tam 34 köftem oldu; yani neredeyse 6 köfte ile günlük yulaf kepeği ihtiyacımı karşılamış olacağım. İlk 6 köfteyi de yarın öğlen yemeğinde yemek üzere muhteşem yanmaz yapışmaz tavamda, 0 yağ ile pişirdim.

Şekil 1-a: Yanmaz yapışmaz tavada 0 yağ ile pişen köfteler

Yarın öğle yemeğim, kendisine bir adet
light ayran ya da kola eşlik edecek
 Bugün Dukan Diyeti'min 19. günü geride kaldı. Bilgim dahilinde 8 kg verdim. Ancak son 3 gündür tartılmıyorum. O nedenle de değişimleri çok merak ediyorum. Yarın sabah ilk iş tartılacak ve şu an burada paylaşamadığım- az daha uzatırsam bilgisayarın hard diski yanacak çünkü- şeylerle birlikte size yazacağım.

Buzdolabında yolumu
gözleyecek olan köfte ekibi
  




Bu arada ben manyak değilim değil mi? Okuyor birileri yazdıklarımı. 

Ses verin alooo!!! Kime diyorum? :)))

9 yorum:

  1. Manyak değilsin, ben okuyorum her yazdığını. :)) Üstelik severek okuyorum.. Benimde bugün 10.günüm. -3,5 kilo verdim. Bu arada öğlen yemeklerimi palladiumda yiyorum demişsin. O zaman buralarda bir yerde çalışıyorsun. Bende palladiumun çok yakınındayım. :) Ben genelde öğlen yemeği ya evden getiriyorum ya da wienerwald'den yarım tavuk sölüyorum onu kemiriyorum afiyetle. Bu konularda paslaşalım. Destek oluruz ve fikir alışverişinde bulunabiliriz kanımca.. :))

    YanıtlaSil
  2. Bravo! diyorum, başka da bir şey demiyorum. :)

    YanıtlaSil
  3. dukan ustayı bilim dünyası çekemedi ama adam bişey biliyor ki ınsanlar inanıyor. :) kolay gelsin.

    Bu arada kelime doğrulamayı kaldırsan keşke :)lütfen !

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Anlamadım valla :) Kelime doğrulama nedir bilmiyorum.

      Bilim dünyasının çekemediği de bir yalan aslında, onunla ilgili yazılar da yazacağım.

      Sil
  4. Tebrikler gercekten, benzer seyleri yasadigimiz icin bir solukta ve gulumseyerek okudum yazini

    YanıtlaSil
  5. Bu diyetin en güzel yanlarından biri benim gibi gezenti birinin her AVMde yiyecek birşeyler bulabilmesi sebze ara tara kaşık say yok

    YanıtlaSil
  6. Gerçi 2012 de yazmışsın ama bunu okuyup da ses verilmemiş olmasına inanamıyorum...harika bilgiler yahu. elin kolun dert görmesin . bak 2014 biterken bile hala okunuyor:)

    YanıtlaSil